Artı Gerçek- Abdullah Öcalan, Jineolojî Avrupa Konferansına mesaj gönderdi.

Öcalan, "Barış demokrasi arayışı, siyasi müzakere süreci olduğu kadar toplumsal yeniden inşa sürecidir. inşanın öncülüğünü kadınlar üstlenecektir".

'TOPLUMUN EN DERİN YASASI KADININ KÖLELEŞTİRİLMESİYDİ'

Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle;

"Sevgili yoldaşlar…

Jineolojî’nin bilinç emek taşıyıcıları, Özgür yaşamın inşacıları,

Çocukluğumdan yana içimde taşıdığım arayış vardır: Kadının özgür varoluşunu görmek ona layık yaşam alanı açmak.

arayış, oyun arkadaşlarımın oyundan çekilip alınması bacımın çuval bulgura gitmesiyle daha derinleşti.

Köyün kadınlarının sessiz direnişinde tanrıçalardan arta kalanların yükselişinde kurtuluşun mümkün olduğunu gördüm; ben inancın peşinden koştum.

Hep onların izlerini tim. Çünkü biliyordum ki toplumun en derin yarası, kadının köleleştirilmesiydi.

Bunu anlamadan ne özgürlük, ne eşitlik, ne gerçek demokrasi mümkün olabilirdi.

'JİNELOJİ, ÖZGÜR YAŞAMIN BİLGİSİNİ ORTAYA KOYAN BİR BİLİM OLARAK DOĞDU'

Jineolojî’yi ortaya koyarken amacım yalnızca kavram üretmek değildi.

Kadın varlığını, tarihsel toplumsal gerçekliğiyle yeniden tanımlamak; onu nesne olmaktan çıkarıp özne kılmak, tarihe bırakılacak en hayati işimiz olacaktı.

Binlerce yıllık ataerkil uygarlığın üstünü örttüğü tanrıça bilgeliğini Neolitik dönemin kadın eksenli yaşam biçimini yeniden gün yüzüne çıkarmak istedim.

Toplumun sırtındaki hançer kadın köleliğiydi; hançer çıkarılmadan hiçbir toplumsal sorun kökten çözülemezdi.

Jineolojî, işte hançeri tanımlayan, yerinden söküp atan yerine özgür yaşamın bilgisini koyan bilim olarak doğdu.

'HER KADININ KENDİNE AİT BİR ODASI, KENDİ SESİ BİLGİSİ OLMALIDIR'

Bugüne kadar Jineolojî adına harcanan emekler, yazılanlar, tartışılanlar örgütlenenler, bilimin aynı zamanda yaşam biçimi olduğunu gösterdi.

Kadın perspektifine soluk, nefes niteliğindeydi.

Kadın kimliğinin cinsiyetçi kalıplardan arındırılması, kendine ait düşünce eylem alanı yaratması, kendi tarihini yazması, insanlık tarihine bırakılacak en hayati ödev borçtu.

Bunlar Jineolojî’nin temel uğraş alanı mücadele biçimi.

“Kadın doğulmaz, kadın olunur” düsturu önemlidir. Fakat oluş, erkeğin dayattığı sınırlar içinde değil, kadının kendi özgücüyle gerçekleşmelidir.

yüzden 'her kadının kendisine ait odası, kendi sesi kendi bilgisi olmalıdır' dedik.

'ERKEĞİ DÖNÜŞTÜRMEK ONU KADINLA BİRLİKTE ÖZGÜRLEŞMEYE ÇAĞIRMAK BENİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR ÖDEV OLDU'

Ben erkek olarak süreçte kendimi sürekli sorguladım yeniledim.

Buna anlam biçtik yüzlerce yıllık egemen erkeklikten dönüşerek kurtulmayı hedefledik.

Sosyalizmin temel ilkesinin kadın özgürlüğü olduğunu söyledim.

Çünkü erkeğin gerçekten sosyalist olabilmesinin ölçüsü, kadınla doğru, eşit özgür ilişki kurabilmesidir.

Tarihteki büyük sosyalist deneyimlerin çoğunda ilke eksik kaldı.

eksiklik, devrimlerin yarım kalmasına yol.

eksikliği gidermek için çabaladım, tanrıçalara layık olmak istedim.

Erkeği dönüştürmek onu kadınla birlikte özgürleşmeye çağırmak, benim için vazgeçilmez görev.

'TOPLUMUN YENİDEN İNŞA SÜRECİNİN ÖNCÜLÜĞÜ KADINLAR ÜSTLENECEKTİR'

Bugün önümüzde yeni süreç. Barış demokrasi arayışı, siyasi müzakere süreci olduğu kadar toplumsal yeniden inşa sürecidir.

inşanın öncülüğünü kadınlar üstlenecektir.

Çünkü şimdiye kadar kazanılan her önemli adımın yarısından fazlası, kadınların emeği, direnişi aklıyla gerçekleşmiştir.

Bundan sonra öyle olacaktır.

Jineolojî, öncülüğün bilimsel ideolojik zemini olmaya devam etmelidir.

İhtiyaç duyduğunuz her anda sizinle birlikte olmaya, düşünmeye üretmeye devam edeceğim. Çünkü yaşamın anlamı, benim için, kadının özgür yaşayabilmesinde somutlaşır.

' konferans, Jineolojî’nin geçmişi kadar geleceğini konuşsun.

Kadın varlığını doğru tanımlasın. Özgür yaşamın bilgisini büyütsün.

Yarım kalan projem, tartışmaların gücüyle kendini tamamlayacaktır.

Sizlere olan inancım tamdır. Unutmayın ki ben hep sizinleyim.

Bitmeyen özlem sevgilerimle…

Abdullah Öcalan

İmralı"